Subscribe:
dilara koçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dilara koçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ŞEKER DETEOKSU NEDİR|Dilara Koçak

Şeker detoksu nedir. . . Dilara Koçak yazıyor. . .

Detoks, son yılların en çok konuşulan kelimelerinden biri. Genel olarak toksinlerin temizliği anlamına geliyor. Özellikle yoğun ve stres altında olan, iyi beslenemeyenlerde vitaminle mineral eksiliği de varsa bedene dışarıdan yardım etmek gerekebiliyor. İşte böyle dönemlerde detoks yapılmasını öneriyoruz. Ancak bunu, acı çekmeden ruhumuzu da besleyerek ve arınarak, kendimizi iyi hissederek yapıyoruz. Şeker detoksu da bunlardan biri.

Nasıl yapılır?: Şeker detoksu genel olarak üç hafta boyunca içeriğinde şeker bulunan tüm yiyeceklerden uzak durmayı hedefliyor.

Şeker bağımlılığı gerçek mi?: Araştırmacılar, şekerin beyinde mutluluk hormonlarını harekete geçirdiğini söylüyor.

Beynin yakıtı: Laboratuvar çalışmalarında, şekerli besinlerin beyinde yaratmış olduğu aktivitenin benzerinin ilaç bağımlılarında görüldüğü ve bunun daha çok kadınlarda saptandığı bildiriliyor.


Hızlı şeker yükselmesi: Ağır şerbetli bir tatlı yediğinizde veya sıvı içtiğinize kan şekeriniz hızla yükselir. Pankreastan salgılanan insülin hormonu, glikozu hücrelere taşır ve enerji verir. Böylece kan şekeri seviyesi düşer. Basit şeker tüketmeye devam ederseniz kan şekeriniz düştüğü için başınız döner ve titremeye başlayabilirsiniz. Ve şekerinizi yükseltmek için yeniden daha fazla tatlı isteyebilirsiniz.

Tat tomurcuklarınızı değiştirmelisiniz

Aslında zannettiğimiz kadar şekere ihtiyacımız yok. Eğer şekeri kesebilirseniz, bir süre sonra şekerli olmayan gıdalardan da hoşlanmaya başlayacaksınız. Bir hafta boyunca şekeri hayatınızdan uzaklaştırmayı deneyin. Akşam yemeğinden sonra tatlı yemeyin, çayınızdaki şekeri kademeli olarak azaltın.

Alternatifleri seçin

Tatlı tadı bırakmak zorunda değilsiniz sadece diğer alternatifleri deneyin. Taze meyve, kuru meyve bunun yanında az yağlı süt ve yoğurt iyi seçenekler arasında.

Bebek adımlarıyla ilerleyin

Kendinize karşı çok sert ve kısıtlayıcı olmayın. Unutmayın, yasaklar vazgeçmeyi tetikler! Diyetinizde küçük, basit değişiklikler yapın. Daha fazla meyve ve sebze yiyin, su için, az işlenmiş yiyecek tüketin. Şekersiz ürünleri tercih edin. Birkaç hafta sonra şeker ihtiyacınızın ne kadar azaldığına şaşıracaksınız.

Listeye protein ekleyin
Çok acıktığınızda, fırından yeni çıkmış bir kurabiye sizi cezbedebilir ve iradeniz, şeker isteğinize yenilebilir. Proteinli besinlerse bu şiddetli isteği durdurabilir. Proteinler, karbonhidratlar gibi kan şekerinizde ani yükselmeye sebep olmazlar, daha yavaş sindirilirler böylece sizi daha uzun süre tok tutarlar. Bunun için az yağlı yoğurt, süt, yumurta veya kurubaklagilleri seçin.

Şeker diyabete sebep olur mu?

Şeker tüketmek, doğrudan diyabete sebep olmaz ancak diyabete yatkınlığı tetikler. Fazla şeker tüketimi, kilo alımına sebep olur. Özellikle karın bölgesinde biriken yağlar insülin salınımını bozar ve insülin direnci gelişir.

DIŞARI ÇIKIN

Egzersiz yapmak, şeker bağımlılığını durdurmaz ancak genel beslenmeyi düzene sokar. Düzenli egzersiz yapanlar, kendilerini çok daha iyi hissettikleri için daha sağlıklı davranışlar sergiler.
ŞEKER iKAMELERi

Şeker yerine tatlandırıcı kullanıyorsanız aldığınız kalori oranı ciddi oranda düşürüyor ancak tatlı tadını aldığınız için şekerden tamamen vazgeçemeyebilirsiniz.

GÜNLÜK ALIM

Kadınlar için günlük yaklaşık 6 çay kaşığı (100 kalori), erkekler içinse yaklaşık 9 çay kaşığı (150 kalori) maksimum alınması gereken şeker düzeyi.
ŞEKER iSiMLERi
Aldığınız yiyeceğin etiketinde şeker yazmaması paketin içinde olmadığını anlamına gelmez. Şekerin birçok farklı adı var:
  • Esmer pirinç şurubu
  • Yüksek fruktozlu mısır şurubu
  • Dektroz
  • Glukoz
  • Laktoz
  • Malt şurubu
  • (şeker pekmezi)
  • Sukroz
ETiKET OKUYUN
Ketçap, barbekü sos ve yağı azaltılmış salata sosları şeker içerir. Bu nedenle etiket okumayı unutmayın.
Kaynak Milliyet

Dilara Koçak ilginç Kilo Verme-Zayıflama Hikayeleri

Yine kadınlar, yine bir diyet haberi. Bu kez Dilara Koçak kalitesi ile... UZman Dilara Koçak, kadınlar arasında popüler ve hatrı sayılır bir kişi. Bu sebeple onun kadınlar için yazmış olduğu bir diyet haberini sizler ile paylaşıyorum. Üstelik diğer kadınlar nasıl kilo veriyor sorusunun cevabı ile...
İşte kadınlar ve zayıflama tüyoları..

Yemek yeme sebeplerinden biri oldukça ilginç..Yeme sebebimizi duygularımız, bilinçaltımız önemli derecede etkiliyor.

Çok sık kilo alıp verenler, obez olmasına karşın kilo verme motivasyonunda tam başarı elde edemeyenler, “Kilo vermeyi çok istiyorum ama yapamıyorum” diyen bireylerin tedavisinde ‘diyet’ tek başına çözüm olarak düşünülürse büyük hata yapılmış olur. Önce bireyin sağlık durumu özellikle bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanı tarafından gözden geçirilmeli, ihtiyaç varsa ilaç tedavisiyle yanında mutlaka diyetisyen ve psikolog işbirliği olmalıdır. Uygun egzersizin önemi de tabii unutulmamalı. Ben bugün psikolog desteğiyle motivasyon ilişkisi üzerinde durmak istedim. Bunun için Mezura Kliniği psikologumuz bazı hikayeler paylaştı benimle. Bakalım Psikolog Sevilay Sitrava Günenç neler anlatıyor:

“ÖNCELİĞİM ARTIK ‘BEN’İM”
53 yaşında olan H. S. çok yakın bir arkadaşının desteği ve biraz da olumlu ‘baskısı’ sonucunda kilo vermek üzere kliniğimize geldi. Ancak geldiğinde, kendisine pek güvenemediğini belirtti. Bunun sebebi olarak da, insanlara ‘hayır’ diyemediğini ve onların beklentilerine göre hayatını şekillendirdiğini ifade etti. Bu durumdan her ne kadar rahatsız olsa da, bir türlü değiştirememekten şikâyetçiydi. Diğer insanlara öncelik verdiğinde, onların beklentilerini karşılamak için çabaladığında kendisinin kazancı yerine kayıplarının olduğuna kanaat getirdi. Bu kayıplardan birisi de, kilo verememek ve bundan dolayı daha da mutsuz olmaktı.

NASIL BAŞARDI?
Danışan, kendisini değiştirmek için çok çabaladı. Önceliğini kendisi yapmak o kadar kolay değildi. Karşısındakilerin beklentilerini karşılamadığında, ‘kötü’ bir şey yapmış gibi hissediyordu. Ancak bir yandan seçimleri, istekleri duruyordu.
Danışanın bu durumu farkına varması, süreci hızlandıran en önemli unsurdu. Öncelikle apartman görevlisi gibi gündelik yaşantısında daha uzak ilişkisi olduğu kişilerle, birkaç denemeden sonra, hiçbir şeyin sandığı gibi kötü gitmemesini deneyimledi. Daha sonra, daha yakın ilişkileri olan kişilere sınır koymayı denedi.

Danışan kendisini üç ayın sonunda istediği kiloda gördü. Bu, kendisiyle verdiği mücadele sonucunda aldığı önemli bir başarıydı. Artık önceliklerine kulak vermenin kendisini daha mutlu edeceğine inandı. Bunu uygun bir dille arkadaşlarına, ailesine ve dostlarına ifade ettiğinde, hiçbir şeyin zor olmadığını deneyimledi.

“YEMEK YEME SEBEBİMİ BULDUM!”
22 yaşında olan ve bedenine önem veren K.G.’nin vermek istediği kiloları vardı. Bu kiloyu vermek o kadar da kolay değildi onun için. İstediklerini yemek ve sağlıklı beslenme arasında kendisini bazı zamanlarda zora soktuğunu düşünüyordu. Gerçekten sağlıklı beslenmek için, zorunluluktan mı seçimlerini yapıyordu? Yoksa, canı istediği için mi sağlıklı besinleri yiyordu?

NASIL BAŞARDI?
Bu süreçte öncelikle sağlıklı beslenmenin, danışanın hayatında ne anlama geldiğini belirlemek ilk adımlardan birisi oldu. Sağlıklı beslenmek için ‘yenebilir yemekler listesi’ oluşturmak danışan için bir yoldu. Ancak artık kendisini mahrum hissetmeye başlamıştı, çünkü diğer birçok besini de tatmak, hayatına sokmak istiyordu. Bir yandan da, kilo alma endişesi taşıyordu. Bu ikisi arasında denge kurmak önemliydi. Ne yediği kadar, ‘neden’ yediği de bir diğer önemli kısımdı.

Konuşmalar, yaşananlar ve farkındalıklar sonucunda, danışan kendisinin yeme sebebini buldu! Danışanın, annesiyle olan ilişkisi yemesinde etkiliydi. Bir yanı annesinin kendisi için yemek seçimleri yapmasına kızarken, bir yanı bundan kopamıyordu. Evde değişik türden ve kaloriden yemekler pişerken, danışanın yiyebildikleri sınırlıydı. Bu ‘yenebilenler listesi’nin büyük çoğunluğu danışanın damak tadına göre değil, annesinin ‘zihin’ tadına göreydi.

Seanslar boyunca bütün bunları keşfetmek danışan için her ne kadar zorlu olsa da, sonuca gitmede en etkili sebeplerdi. Yemeklerini annesinin seçtiklerinden ayırmak ve kendisini de annesinden ayrıştırmak için danışanın kendi bedenini dinlemesi ve yemek seçimlerini bu şekilde belirlemesi kendisinin yemekle ilişkisini düzenledi.

Canı istediği zaman ve zihninde ne kadar yiyeceğini belirlediği zaman istediği her şeyi yiyordu. Böyle olunca, hem diyet, hem de hayat danışan için daha kolay olmuştu. Canı neyi istiyorsa, onu yedi. Yerken, hem miktarını kontrol etti, hem de dengeli beslenmeyi. Böylece, hayatına dengeli ve sağlıklı beslenmeyi adapte edebildi.